Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




15 Mayıs 2016 Pazar

Her İhtimale Karşı / Meg Rosoff

                                      "Ya kader, seni kaçtığın için kovalıyorsa?"
Okumak istediğim kitaplar gruplanmış bir şekilde masamın üzerinde beklerken Züleyha'nın okuduğu son kitaba karşı kayıtsız kalamadım. Kitabın kapağı,konusu ve en çok da daha önce karşıma çıkmayışı cazip geldi bana. Neticede kimse kaderinden kaçamaz öyle değil mi? Yoksa onu biraz da olsun yavaşlatabilir mi? Belki de minik bir anlaşma ile kaderiyle oyun oynayabilir.

Kitap 15 yaşındaki David Case'in 1 yaşındaki kardeşi Charlie'yi pencereden düşmekten (aslında o sadece uçmak istiyordu) son anda kurtarması ile başlıyor. Muhtelemen David'in zihninde bazı şeylerin 'öncesi' de var ama biz onlara tanık olmuyoruz.

"İki saniye. Sıradan ya da her günkü hayatla büyük felaketin arasındaki süre bu kadar."

Bu minik olay neticesinde David hayatı, kaderi, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını sorgulamaya başlıyor. Ara ara saçmaladığını görüp ona kızsak da aslında onun tek derdi kaderinden kaçmak. Zihninde kurguladığı felaket senaryolarının boyutu epey büyük. Bu senaryolarla sadece kendini değil aslında tüm dünyayı sarsabilir. Kaderin onu tanımaması için değişmeye karar veriyor David. İlk iş olarak da ismiyle başlıyor, bundan sonra onun adı: Justin (Tam burada aklıma 'Farklı' geliyor elbette)


"15 yaşındaydı, 1.60 boyundaydı, omuzları çökük, yürüyüşü iki büklümdü. Nazik olduğu söylenebilirdi, kahverengi saçları, çarpık dişleri ve İngilizlere özgü açık renk bir teni vardı. Bu özelliklerin hiçbiri, onu felaketten korumazdı. Tek şansı, hayatını adım adım yeniden kurgulamaktı. İşe adıyla başlayacaktı.Eğer yeterince değişmeyi başarırsa, belki kader David Case'i unutup sonraki zavallı kurbanına geçerdi."

Just (in) Case  kitap boyunca öyle çok değişim geçiriyor ki. İsmiyle başlayan değişim dalgasıyla beraber hayatına yepyeni insanlar da katılıyor. Bunlardan ilki Agnes Bee. (yazar soyadını 'arı'-'sokmak' anlamlarıyla özellikle kullanmış bence) Agnes, Justin'den 4-5 yaş büyük, fotoğraf çekmeyi ve modayı seven tatlı bir kız. Justin ile inişli çıkışlı bir arkadaşlıkları var ve ben Agnes'in Justin'in peşini bırakmama halinin biraz daha desteğe ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum.
Sınıf arkadaşı Peter ve kardeşleri Dorothea ve Anna ise kitabın en yumuşak halleri. Bu üçlüden bambaşka bir hikaye bile yazılırmış :) Bu üçlüyü ve tavşanları Alice'i çok sevdim.


"Aslında Peter, Justin'in sahip olmak istediği bütün özelliklere sahipti.Justin ne kadar gerginse, Peter o kadar huzurluydu. Justin'in zihni ne kadar bulanıksa, Peter'inki o kadar açıktı. Justin kaderin radarından çıkmaya çalışıyor, Peter ise hayatını radarın altında geçiriyordu."

Justin, kaderinden kaçmaya çalışırken kader de ara ara lafa karışıyor ve bizi şaka yapmadığı konusunda uyarıyor ancak ne kadar ileri gidebileceğini biz bile kestiremiyoruz. Uçak kazası? Terör saldırısı? Salgın hastalık? Kötü şeyler için 'kader'i suçlarken, belki başımıza gelen 'iyi şeyler' için de onu anmalıyız. İlk aşk mesela :)
Justin'in ara ara yaşadığı aydınlanmalarında, kaçma-kovalama hallerinde, kıskançlıklarında, kendini uyku ile 'dondurmuş' dünyasında hep bir kötü/karamsar taraf yok aslında. 'Değişim sancılıdır' ve senin geri getirmek istediğin şeyi senin yerine Dorothea gibi gören arkadaşlar harikadır, diye düşündüm.
Ergenlik dönemi, kişinin yaşadığı en önemli değişim zamanlarıdır. Ve bunu fark etmek, içindeyken yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışmak, kabullenmek hep zordur. Tüm dünyanın size karşı kurulmuş bir komplodan ibaret olduğunu düşünmeye başlar, belki 'çocukluk' hallerine döner, hayali arkadaşlarla kendinizi avutursunuz. Hele bir de ilk aşk mevzusu var ki! Aman aman :)

"Dişlerini fırçalarken aynada kendine baktı, aynadan ona bakan yüzün farklı göründüğüne dikkat etti. Ürkmüş ifade artık yoktu. Gergin bir çocuk gibi değil, bir yetişkin gibi görünüyordu."

Luton Kasabası ona 'dar' gelmeye başlayınca Justin, evden biraz uzaklaşmaya karar verir, havaalanına vardığında 'gitmek'ten ziyade 'durmak' daha cazip gelir ve Justin birkaç gün havaalanında yaşar. Onu ziyarete gelen Agnes de oradayken  havaalanında korkunç bir uçak kazası olur. Agnes, bu durumu atlatır ancak Justin, kaderin oyunlarına yeni başladığını düşünüp kendini iyice köşeye sıkışmış hisseder. Bu korkunç olayın sorumluluğunu da üzerine alır ve zihninde biriken biriktikçe de katlanan felaket senaryolarının altında ezilir. Oysa Justin sadece hayatında düzenli bir ruhun, huzur verici simetrisini istemektedir.
Justin'in hissettiği çıkmazların bir kısmını ergenlik zamanımda ve belki sonrasında ben de hissettim. Pamuklara sarmalanıp büyütülmenin verdiği bir tedirginlikle karşılaştığım olumsuzlukları bir başkasının benim yerime halletmesini istediğim de çok oldu.Bu yüzden de ergenlik zamanımda okusaymışım bu kitabı dedim :)
Justin'in anne ve babasının kitapta oldukça silik yer almasının,esasen Justindeki bu değişime nasıl ayak uyduracaklarını bilememelerinden kaynaklandığını net olarak görsek de 'neden gidip konuşmuyorsunuz bu çocukla' diye onlara sormak istemedim değil.

"Ama en önemli şeyi, nasıl kendin olacağını, nasıl yolunu bulacağını; yalnızlıkla, kayıp hissiyle, reddedilişlerle, hayal kırıklıklarıyla, utançla ve ölümle nasıl baş edeceğini öğretmiyorlardı."

Hikayede  Justin'in bir de hayali köpek arkadaşı Oğlum var. Oğlum, Justin'in iç dünyasının minik bir yansıması ya da köpekleri çok seven yazarın Oğlum'a farklı bir anlam katması.

Justin'i yaralayan Agnes'in aksine Peter ve kardeşleri tam olarak 'yara sarmalayıcı' görevini yerine getiriyorlar. Bunu yaparken de onu sıkmıyor, sadece onun biraz koşup terlemesini teşvik ediyorlar. Bu üçlü ve tavşanları Alice hikayenin en güzel bölümleriydi.
Kitabın geneli karamsar bir havada geçmediği gibi sonu da benim açımdan oldukça keyifliydi. Goodreads yorumlarına bakınca bu kitap için 'ortalama' bir yorum yazanın az olduğunu gördüm. Yani ya hiç sevmezsiniz ve 'bu kitabın amacı ne ki?' dersiniz ya da benim gibi 'eksikleri olsa da oldukça vurucu bir konu' dersiniz. Yazarın geçtiğimiz ay Astrid Lindgren ödülü aldığını kendi web sayfasından öğrendim. Türkçe'ye sadece 'Her İhtimale Karşı' kitabının çevrilmiş olmasına üzüldüm. Filmi de çekilen 'How I Live" ve diğer kitaplarının ON8 Kitap tarafından yayınlanmasını çok isterdim.







"Hayatı küçük parçalara, küçük arzulara, küçük ihtiyaçlara bölersen, yaşamak daha kolaydır."




Her İhtimale Karşı
Özgün adı: Just in Case
Yazan: Meg Rosoff
Çeviren: Zeynep Heyzen Ateş
Yaş Grubu: 13+
E Yayınları, 2012, 216 sayfa, karton kapak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...