Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




21 Ağustos 2014 Perşembe

Anne(lik) Sohbetleri : Filiz & Eylül & Duru :)

Hani bazı insanlar vardır; görmeseniz de yüz yüze konuşmasanız da sadece yazdıklarından kanınız hemen o insana kaynar. İşte Filiz onlardan biri benim için. Blog sayesinde tanıştık ve her gün sosyal medyada neler yaptıklarını, bahçeden ne topladıklarını merakla takip eder oldum. Hazır bu kadar meraklıyken annelik sohbetinde de buluşalım istedim Filizle :)

Sevgili Filiz;
Merhaba Esra, ilgiyle takip ettiğim Annelik Sohbetlerine dahil olmak mutluluk verici, teşekkür ederim :)

İlk sorum “2 çocuklu hayata alıştın mı?” olacak :)
Yaklaşık 2,5 aydır iki çocuk annesiyim ama hala durumu tam olarak idrak edemedim diyebilirim. Bazen Duru’ya bakıp ‘Sen bir hayal değilsin di mi?’ diye soruyorum. Her iki çocuğun da farklı aşamalardan geçişi başlı başına bir alışma süreci olduğu için ne zaman kendime ‘tamam ben oldum’ diyebileceğim bilmiyorum. Ama uykusuzluğa alıştım orası kesin :)

Annelik maceraların nasıl başladı?
Eylül evliliğimizin ikinci yılında dünyaya geldi. Evlendiğimde bebek için daha uzun süre bekleriz diye düşünüyordum ama hormonlar devreye girdi sanırım, çocuklara karşı son derece mesafeli birisiyken bir anda çocuk sahibi olmayı istediğimi fark ettim. Bebeklerin de her çağrıya cevap vermediğini, gebeliğin şıp diye olan bir şey olmadığını da tecrübe ettim :)
İkinci çocuk için karar verirken en önemli etkenlerden birisiEylül’ün gelişimiydi. Eylül 5 yaşına yaklaşırken ailecek hazır olduğumuza karar verdik.
Böyle yazınca bebek ‘sipariş formunu’ doldurunca kapınıza geliyormuş gibi oldu sanki :) Anne-baba olmak isteyenleri yanıltmayayım, siz hazırım deseniz de eskilerin dediği gibi bebekler ‘vakti-saati’ dolunca geliyor…

Doğum hikayelerini anlatabilir misin?
İlk gebeliğim sorunsuz geçti, önceliğin normal doğumdu, sezaryen de doktorumun gerekli görmesi durumunda kabulümdü yeter ki sancı çektikten sonra ameliyata gitmeyeyim diye düşünüyordum. Artık nasıl bir mesaj gönderdiysem her iki sezaryene de sancı eşliğinde gittim! İlkinde suni sancıyla normal doğumu denedik, mecburiyetten operasyona geçildi; ikincide de Duru annesi gibi dediğim dedik bir ‘ikizler’ olduğunu kanıtlayarak ‘siz çağırdınız diye değil, kendim istediğim için geliyorum’ dedi ve önce çaktırmadan doğum ağrılarını başlattı, sonrasında da operasyon saatine kadar annesini kıvrandırdı ;)
İlk doğumumdan sonra fiziken zor toparlandım Allahtan Eylül  tam anlamıyla ‘yeni başlayanlar için ideal’ bebekti. Sıkıntı çıkarıp acemiliğimizi yüzümüze vurmadı :)
Duru da doğum sonrası yoğun bakımda kalınca ben kendimi unutup iki günde ayaklandım, hastane ziyaretleri, süt sağma çabaları derken ilk on beş gün uyuşturulmuş gibiydim…Kızımızı alıp evimize gelince start verdim ben lohusalığa :)

İkinci çocuk kararını alırken zorlandın mı; çekincelerin oldu mu? ( Çok özel değilse)
Karar aşaması benim için sancılı bir dönemdi;hem uygun zaman diliminin geldiğini, Eylül’ün kardeş istediğini görüyordum hem de kardeşi gelince Eylül’e haksızlık olacakmış, ondan zaman/ilgi çalacakmışım gibi düşünüyordum. Gebelik sürecinde de bu dalgalı ruh halim devam etti. İkinci bebeğimi de Eylül kadar sevebilir miyim diye düşünüyor, hem de bunu aklıma getirdiğim için kendimekızıyordum. Ama Duru doğup da gebelik hormonlarının kıskacından çıkıncaherşey normale döndü. Kızlarıma sarılıp gözlerimi kapatınca, dünyanın en mutlu insanı benim :)

Bahçeli bir evde yaşıyorsunuz ya da bağ/bahçe işlerine yakınsınız sanırım. Toprakla uğraşmak sana, Eylüle iyi geliyor mu?
Benim çocukluğum bahçeli bir evde geçti, toprakla olan bağım hiç kopmadı. Eşim de ormanlık bir kampüste büyüyen şanslı çocuklardan, bu yüzden çocuklarımızı mümkün olduğunca doğal bir ortamda büyütmek; toza toprağa dokunarak oynamaları, ağaçları/hayvanları tanımaları en büyük hayalimizdi. Yaşadığımız ilçeye üç yıl önce tayin olduk, ailelerimize (Konya ve Antalya’ya) yakın oluşu ve şehir karmaşasından uzak oluşu tercih nedenimiz oldu. Evimizin iki komşumuzla paylaştığımız büyük bir bahçesi var,önceden yan komşumuzu bile tanımazken burada eski dizilerden hatırladığımız komşuluk ilişkilerinin sürdüğünü gördük…
Bahçeyle uğraşmak benim için terapi gibi, Eylül’ün de çok hoşuna gidiyor bu işler. Bu sene kendisine bir bahçe yaptı; kendi elleriyle mısır, ayçekirdeği ekti, bizden gördüklerini uygulayıp onları suladı-gübreledi :) Havuç, mısır, patates gibi pek çok sebzeyi de Eylül nasıl yetiştiğini öğrensin diye ektim, birlikte büyüme süreçlerini takip ettik. Şimdilerde yediği her şeyin tohumunu-çekirdeğini götürüp bahçesine ekiyor :)
Doğadan aldıklarımızı bir şekilde yerine koymalıyız, toprağın kıymetini bilmeliyiz, bunun farkında olan nesiller yetiştirmeliyiz diye düşünüyorum. 

Eylül, Duru eve geldiğinde neler yaptı; nasıl tepki verdi?
Doğum sonrasında yaşayacaklarımızı, bebeğin ilk günler çok ağlayacağını, benim ameliyat sonrası dinlenmeye ihtiyaç duyacağımı detaylı olarak Eylül’e anlatmıştım ama ilk iki hafta planladığımızdan çok farklı oldu. O karmaşayı anlamasını bekleyemezdim çünkü ben bile bazen doğum yapıp yapmadığımı sorgulayan bir ruh halindeydim…
Eve döndükten sonra Eylül kardeşine karşı nazik ve şefkatli davrandı ama dışarından gelenlere karşı çok hırçındı. Benimle birlikte kardeşinin kıyafetlerini katlıyor, seviyor ama komşuya çıkınca ‘Duru’nun ne çok kıyafeti var, bana hiç yeni birşeyler almıyorlar’ diye dert yanıyormuş :) Gel-gitleri devam ediyor yani. Okullar açılıp eski düzenine dönünce daha rahat olur diye umuyorum…
amaniiin, doğuştan kartal bu kızlar :)

Kardeş kıskançlığı diye bir şey var mı sahiden?
Kıskançlık canlıların doğasında var, makul sınırlar içerisinde kaldığı sürece engelleme taraftarı değilim. Şikayet etsin, gerekirse ağlasın, aklından geçenleri ifade etsin; kardeşinin varlığına bir şekilde alışacak ve kabullenecek diye düşünüyorum. Sadece kıskandığı durumun acısını çıkartma gibi bir girişimde bulunmasın, şimdiye kadar da böyle bir durum yaşamadık çok şükür.

İkinci çocuğu düşünen/planlayanlara neler tavsiye edersin?
İki çocuk arasında standart olarak ‘şu kadar yaş olmalı’ genellemesine takılmamak gerekli, önemli olan çocuğunuzun gelişim süreci, ailecek hazır olup olmadığınız. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da yük annelerin omuzlarında; karar verme stresi, duygusal dalgalanmalar sizi korkutmasın. İşi biraz da oluruna bırakın, planlama/düzenlemeleri doğum sonrasında halletmek daha kolay olacaktır. Çocuklarla ‘soyut’ bir kardeş kavramı üzerinden yapılan konuşmalar bir yerden sonra etkisinikaybediyor, herşeyi kolaylıkla kabullenen çocuğun kardeşi gelince çok daha farklı düşüncelere sahip olduğunu tecrübe edebiliyorsunuz.
Bildiğim kadarıyla ücretsiz izne ayrılacaksın ama bir müddet sonra çalışma hayatına geri döneceksin. 

Çalışmıyor olmayı tercih eder miydin?
15 Ağustos itibariyle ücretsiz izne ayrıldım, maalesef resmi doğum izni komik sayılabilecek kadar kısa!!
Çalışıp çocuklarına daha iyi imkanlar sağlamak mı; evde onların yanında olmak, okuldan gelen çocuğunu karşılayabilmek mi? Çalışan annelerin çıkmazı bu…Ben çalışan bir anne olmaktan çoğunlukla memnunum ama hasta çocuğunu bakıcıya/kreşe bırakıp gitmek gibi içimi acıtan durumlar da olmuyor değil.

Çocuklarla ilgilenirken sabrının cidden tükendiği zamanlar oluyor mu? O an’larda neler yapıyorsun? 
Zaten yapı olarak sabrı bol, sakin insanlardan değilimdir. Zaman zaman sabrımın tükendiği, patladığım anlar olabiliyor. Eylül’le girdiğimiz sözlü tartışmalar beni zorlayabiliyor, kurallara uymayı reddettiği zamanlar oluyor. Bu durumlarda eşim evdeyse durumu ona devrediyorum, O yoksa odadan çıkıp Eylül’ü de düşünmesi/sakinleşmesi için yalnız bırakıyorum. Sinirlendiğim durumlarda Eylül’e sarılmak da (tabi inadını kırabilirsem) sakinleşmemi sağlıyor :)

Yanlış bilmiyorsam Duru ile bir gaz/kolik maceranız sizin de oldu değil mi? Siz neler yaşamıştınız?
Evet Duru sayesinde kolik ile tanıştık ve da tanıştığımız memnun olmadık!!Üçüncü haftadan sonra bir anda başladı ağlama krizleri, akşama doğru aynı zaman aralığında bacaklarını karnına çekip ağlıyordu (nispeten azaldığı için geçmiş zaman muamelesi yapabiliyorum :) ). İlk günler çok zorlandık, tam da uykusuzluğumun ortaya çıktığı saatlerde Duru da ağlamaya başlayınca, kendimi uyuşmuş, algıları kapanmış gibi hissediyordum. Eşime bırakıp gidemiyor, hep kendim susturmaya çalışıyor, başaramıyordum, akşam saatleri yaklaştığında beni de stres sarıyordu. Zamanla ve de tecrübeyle ufak tefek müdahele şekilleri bulduk; ‘şşşşttt’ sesiyle sallamak, emzik vermek, arabayla dolaşmak, ılık kompres yapmak, saç kurutma makinesi açmak. Doktorumuzun önerisiyle birçok takviye/ilaç kullandık ve hemen hepsinin ise yarayıp yaramadığını anlayamadık :) Sonunda kendi rutinimizi oluşturduk; Duru yediye doğru huysuzlanıyordu, öncesinde ilacını veriyor, yıkıyor, karnını doyuruyor ve altı buçuk gibi uyutuyoruz. Banyonun da etkisiyle derin uykuya geçince sıkıntılı saatleri bazen uykusunda kımıldanarak geçiriyor, bazen de uyanıp ağlıyor. Hatta ben ‘Duru uyusun da şu işimi halledeyim’ dersem kesin ağlıyor :) Ağladığı durumlarda battaniye içinde sallamayla sakinleştiğini keşfettik, bugünlerde bolca kol kası yapıyoruz :)
Üçüncü aya girince biraz azaldı en azından süresi kısaldı ağlamalarının (çok şükür)…

Çokça kitap okuduğunu biliyorum ve ters durmadığım müddetçe her durumda kitap okuyabilirim demiştin :) Günün en çok hangi zamanları senin ve kitaplarının olabiliyor?
Kitap okumak biyolojik bir gereklilik gibi benim için, hemen her ortamda okuyabilirim :) Duru balkon salıncağında (serin havanın da) etkisiyle uyumayı seviyor, ben de yanında oturunca kitap okumak için ideal ortam oluşuyor :) Akşama doğru Duru’nun uyuduğu Eylül’ün de bahçeye oynamaya çıktığı saatler yine bana kalıyor…
Eylül’le rutin uyku öncesi okumalarımız bu ara biraz aksadı, şimdilik babayla devam ediyorlar, eski düzenimize en kısa zamanda dönebiliriz umarım…

Bir gününüz nasıl geçiyor?
Aslında tam olarak bir düzen oturtamadık, Duru’nun uyku süresi ve Eylül’ün tribal durumlarına göre şekilleniyor günümüz. Duru ile günümüz erken başlıyor; karnını doyurup sabah bakımını yapıp mutfağa geçiyoruz, ben kahvaltı hazırlarken Duru oyuncak ineğiyle hasbihâlediyor :) Eylül daha geç uyanıp kahvaltı yapıyor. Günümüz ise Duru’yu açık havaya çıkarmak, bolca konuşmak, oyuncaklarla ilgisini çekmek, banyo faslı, Duru uyurken Eylül’le oynamak, bahçe sulamak, kitap okumak, öğle/akşam yemeği hazırlamakla geçiyor…Ah bir de bakıştığım eliptik bisiklet var ki henüz ona sıra gelmedi, gelemedi…

Anne adaylarına neler tavsiye edersin?
Annelik çok kıymetli bir durum, dileğim arzu eden herkesin çocuk sahibi olması… Tecrübelerimden yola çıkarak; Anne adaylarına bolca okumalarını, araştırmalarını ve en önemlisi de her bebeğin farklı özelliklere sahip birer birey olduğunu unutmamalarını öneririm. Tecrübelere kulak verirken kıyaslama,genelleme yapmamak önünüzü açacak, sizin ve bebeğinizin daha huzurlu olmasını sağlayacaktır…

Katıldığın için çok teşekkürler çilek kızlarını öper& koklarım :)
Ben de çok teşekkür ederim, benim için farklı bir deneyim oldu :) Minik kitap kurdunu ilgiyle takip ediyorum…Sevgiler :)

"Acaba Filiz bugün hangi kitabı okudu/okuyamadı", "Eylül'ün keyfi nasıl?", "Duru'nun gazları geçti mi?" :) Aklıma geliyor öyle bunlar benim. 
Gerçekten de her doğum apayrı bir hikaye. Çoğumuz normal doğum istiyor ama kısmetimizde ne varsa onu yaşıyoruz sanırım. Kardeşler arası yaş farkına çok takılmamak, bunu biraz da ablayı/abiyi gözlemleyerek vermek konusunda Filiz'e hak verdim. Hayat bu neticede. Her şey her zaman planlarımıza uymayabiliyor.
Kısacası bu annelik sohbetini de çok ama çok sevdim ve bir dolu şey öğrendim.
Yeniden teşekkürler Filiz :)


7 yorum:

  1. Sanal alemin bana tanıttıgı güzel insanlardan birisi oldun Esra :-) Tesekkürler tekrar...

    YanıtlaSil
  2. Sağlıkla neşeyle büyüsün iki güzel yavrunuz Filiz Hanım...

    YanıtlaSil
  3. filizi çok seviyorum yeni bebeği ile alakalı ve annelikle alakalı bu yazıyı okumak beni mutlu etti kendisine sevgilerimi yolluyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Sinem :) Sevgiler...

      Sil
    2. Teşekkürler :) Bizden de sevgiler..

      Sil
  4. Hımm evet o zamanlar benim bloğum yoktu buraları kaçırmışım. Ne güzel bir sohbet olmuş. Biz Filiz ile ortaokuldan arkadaşız. O zamanlar yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Sonra klasik ergen tripleri mi desek yoksa 3. şahıslar mı desek yollarımız ayrıldı. Sonrasında zaten ben okul değiştirmiştim. Uzun yıllar görüşmedik hiç. Yaklaşık 6-7 yıl önce sanal alem sağolsun tekrar buluştuk. Her ne kadar ortak paylaşımlarımız azalsa da yine yeniden beraber olmak güzeldi. Geçenlerde yaşadığı ilçeye gezmeye gittiğimizde yüzyüze de görüşme fırsatı bulduk. Sanki onca yıl geçmemiş gibiydi. Sadece sohbet konularımız farklılaşmıştı. 2 çocuklu anne muhabbetleri yaptık daracık vakte sığdırdığımız buluşmada. En kısa süre içinde yeniden buluşma sözüyle ayrıldık. Kısmet artık...
    Sevgili Esra burası ne kadar güzel bir köşe olmuş. Anneleri yakından tanıma fırsatı vermişsin bu şirin köşende teşekkür ederim bu güzel annelik sohbetleri için. Sevgiler...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...